30 Ocak 2016 Cumartesi

Ümit etmek ve umut dolmak ..

Ümit bilgisayar mühendisliğinden mezun olmuş yirmi sekiz yaşında oldukça idealist bir kişiliğe sahip,çalışkan bir gençti.Bir çok sıkıntılı evreleri olmuş ancak yılmamıştı.
Beraber yaşadığı annesiyle karşılıklı sabah kahvaltısı yaparken heyecanı gözlerinden okunuyordu.Bugün bir iş görüşmesine gidecekti.Bu randevu için neredeyse 2 aydır bekliyordu.Bir firmanın web sitesi tasarımlarını pazarlayacaktı.Annesi oğlundan daha da heyecanlı ve dokunaklıydı.Kolay mı evleri kiraydı.Ödenmesi gereken bir sürüde borçları vardı.Eşini kaybedeli 2 yıl olmuştu.Amansız bir rahatsızlık onu almış ve sonra ki günler bayağı sıkıntılı geçmişti.
Oğlunu kapıdan sevgiyle uğurladı.Ümit yaklaşık yirmi beş dakikalık yolculuktan sonra ön görüşmelerin yapıldığı büroya vardı.Kendinden bahsetti..Genel müdür vasıflarına uygun bulunmuştu.Pazartesi günü başlayın deyince kalbinin yerinden fırlayacağını sandı.Saygıyla bürodan ayrıldıktan sonra soluğu annesinin yanında aldı.O günün akşamı anlatılır gibi bir mutluluğa şahit olmamıştı.
Pazartesi günü firmanın kendisi için tahsis ettiği odasında yaklaşık bir saatlik bilgisayar üzerindeki aktarımlar ve çalışmalardan sonra tanıdıklarından başlamak üzere web sitesine ihtiyacı olabileceği yerleri mesai saatine kadar aralıksız dolaştı.Bir kaç yer düşüneceğini söylemişti.Yeni iş günü için bu bile iyiydi.Aradan geçen günler içinde düşüneceğini söyleyen yerler olmuştu.Ama herhangi bir satış yapamamıştı.Neyse ki maaş artı prim olarak anlaşmıştı.Yine de insan bazen ümitsizliğe düşüyordu.O günde böyle biraz ümitsiz yine de kararlı bir hal içindeydi.Sabah dokuzdan öğleye epey bir dolaşmıştı web sitesi satabilmek için.Ancak çok acıkmıştı.Bulunduğu caddenin karşında ara bir sokağa doğru ilerledi.Oldukça kalabalık olan ancak fazlada büyük olmayan bir lokantaya girdi.Sıcak bir mercimek çorbası içmişti.Üzerinede bir bardak çay..Lokantanın sahibi sevecen biriydi.Ümit’in sanki içini okumuştu.Çünkü ayaklarının artık gitmediğini düşünüyordu.Kendini umutsuz ve karamsar hissediyordu.
Çorbayı beğendin mi evlat ? deyince irkildi.Ellerine sağlık harikaydı dedi.Ama sesi sanki çaresizliğini ele veriyordu.Bir derdin mi var genç adam diye sorunca bütün cesaretini toplayıp işi hakkındaki sıkıntıları kira borcunu,annesine bakmak zorunda olduğunu söyleyivermişti.Babacan tavırlı lokanta sahibi adam doktor ayağıma gelmiş meğer dedi.Hadi benim lokantam için bir web sitesi hazırla bakalım deyince Ümit’in kalbi ağzına gelmişti.Gayri ihtiyari adama sarıldı ve minnettar bir tavırla günlerden sonra ilk satışını yapmış olmanın keyfiyetiyle bürosuna yol aldı.O gün akşamı zor etmişti.Annesine sevgiyle sarıldı.Ve olan biteni anlattı.Annesinin sevincine diyecek yoktu.Çünkü hergün onu keyifsizce işe gönderiyordu.Başarısızlık hisse onu hasta edecek korkusu içinde akşamı zor eden annesinin  o günkü mutluluğuna diyecek yoktu.Ve ağzından şu cümleler döküldü “ Allah helal kazanan insanların kazançlarıyla oğluma hayırlı kısmetler ver diye ardından dua ediyordum”.Bugün bu gerçekleşti.Sakın umudunu kaybetme çocuğum geç olsun güç olmasın.Sabır sebat iyidir deyip oğluna sevgiyle sarıldı.İnşallah Ümit bundan sonra daha da huzurlu atılımlar yapabilecekti.Ne diyelim böyle gençlere Allah yardım etsin.Yolun açık olsun Ümit,Ümit’le tutun hayata..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder