Süheyla hanım duygulu bir kadındı.Herşey
korunmalı,sevilmeli,yaşatılmalıydı.Tam aranan idealist bir öğretmendi sizin
anlayacağınız..
Çayının son yudumlarını alırken birazda yürüyüş yapmalıyım hem
de alışveriş yaparım diye düşündü.Kalın paltosunu giyip dışarıya çıktı.Aman
Allah’ım bu ne soğuktu.Mahalle manavından birkaç sebze ve fırından aldığı
sıcacık ekmeklerle eve döndü.Ne yapayım yemek diye düşündü.Sıcak bir tarhana ve
zeytinyağlı pırasa güzel olur dedi.Herşey 2 saat içinde hazır
olmuştu.Bilgisayarına göz gezdirirken arkadaşlık isteğine yanıt gelmişti.Hemen
eski öğrencisi Nevzat’a birşeyler yazdı.En önemlisi 315 Nevzat burada mı?
Sorusu kendisini bile ağlatmıştı.Dile kolay on sekiz yıl sonra talebesinin
sınıf numarası dahi aklındaydı.
Öğrencisi Nevzat sevinçten bürosundaki koltuğuna
sığamıyordu.Hocası ona “ 315 Nevzat “ demişti.Bu nasıl bir duygu,annenin
evladını bulması gibi bir şeydi..”Hocam yıllar sonra sizinlebu şekilde irtibat
kurmabilmek bana Allah’ın bir lütfu” dedi.On beş dakikalık bir görüşmeden sonra
tekrar yazacağını söyleyip saygıyla huzurundan ayrıldı.Süheyla hanım yavaş
yavaş akşam olduğunu farketti.İnternette
torunuyla bir onbeş dakika yazıştıktan sonra birden kızına ve torununa duyduğu
özlemden olsa gerek Ankara’da ki emlak sitelerine göz gezdirmeye başladı.Bu evi
satar satar,yerine Ankara’dan alırım diye düşündü.Emlak sitelerinde güzel evler
vardı.Fakat düşündüğü rakamın bayağı üzerindeydi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder