30 Ocak 2016 Cumartesi

Ümit etmek ve umut dolmak ..

Ümit bilgisayar mühendisliğinden mezun olmuş yirmi sekiz yaşında oldukça idealist bir kişiliğe sahip,çalışkan bir gençti.Bir çok sıkıntılı evreleri olmuş ancak yılmamıştı.
Beraber yaşadığı annesiyle karşılıklı sabah kahvaltısı yaparken heyecanı gözlerinden okunuyordu.Bugün bir iş görüşmesine gidecekti.Bu randevu için neredeyse 2 aydır bekliyordu.Bir firmanın web sitesi tasarımlarını pazarlayacaktı.Annesi oğlundan daha da heyecanlı ve dokunaklıydı.Kolay mı evleri kiraydı.Ödenmesi gereken bir sürüde borçları vardı.Eşini kaybedeli 2 yıl olmuştu.Amansız bir rahatsızlık onu almış ve sonra ki günler bayağı sıkıntılı geçmişti.
Oğlunu kapıdan sevgiyle uğurladı.Ümit yaklaşık yirmi beş dakikalık yolculuktan sonra ön görüşmelerin yapıldığı büroya vardı.Kendinden bahsetti..Genel müdür vasıflarına uygun bulunmuştu.Pazartesi günü başlayın deyince kalbinin yerinden fırlayacağını sandı.Saygıyla bürodan ayrıldıktan sonra soluğu annesinin yanında aldı.O günün akşamı anlatılır gibi bir mutluluğa şahit olmamıştı.
Pazartesi günü firmanın kendisi için tahsis ettiği odasında yaklaşık bir saatlik bilgisayar üzerindeki aktarımlar ve çalışmalardan sonra tanıdıklarından başlamak üzere web sitesine ihtiyacı olabileceği yerleri mesai saatine kadar aralıksız dolaştı.Bir kaç yer düşüneceğini söylemişti.Yeni iş günü için bu bile iyiydi.Aradan geçen günler içinde düşüneceğini söyleyen yerler olmuştu.Ama herhangi bir satış yapamamıştı.Neyse ki maaş artı prim olarak anlaşmıştı.Yine de insan bazen ümitsizliğe düşüyordu.O günde böyle biraz ümitsiz yine de kararlı bir hal içindeydi.Sabah dokuzdan öğleye epey bir dolaşmıştı web sitesi satabilmek için.Ancak çok acıkmıştı.Bulunduğu caddenin karşında ara bir sokağa doğru ilerledi.Oldukça kalabalık olan ancak fazlada büyük olmayan bir lokantaya girdi.Sıcak bir mercimek çorbası içmişti.Üzerinede bir bardak çay..Lokantanın sahibi sevecen biriydi.Ümit’in sanki içini okumuştu.Çünkü ayaklarının artık gitmediğini düşünüyordu.Kendini umutsuz ve karamsar hissediyordu.
Çorbayı beğendin mi evlat ? deyince irkildi.Ellerine sağlık harikaydı dedi.Ama sesi sanki çaresizliğini ele veriyordu.Bir derdin mi var genç adam diye sorunca bütün cesaretini toplayıp işi hakkındaki sıkıntıları kira borcunu,annesine bakmak zorunda olduğunu söyleyivermişti.Babacan tavırlı lokanta sahibi adam doktor ayağıma gelmiş meğer dedi.Hadi benim lokantam için bir web sitesi hazırla bakalım deyince Ümit’in kalbi ağzına gelmişti.Gayri ihtiyari adama sarıldı ve minnettar bir tavırla günlerden sonra ilk satışını yapmış olmanın keyfiyetiyle bürosuna yol aldı.O gün akşamı zor etmişti.Annesine sevgiyle sarıldı.Ve olan biteni anlattı.Annesinin sevincine diyecek yoktu.Çünkü hergün onu keyifsizce işe gönderiyordu.Başarısızlık hisse onu hasta edecek korkusu içinde akşamı zor eden annesinin  o günkü mutluluğuna diyecek yoktu.Ve ağzından şu cümleler döküldü “ Allah helal kazanan insanların kazançlarıyla oğluma hayırlı kısmetler ver diye ardından dua ediyordum”.Bugün bu gerçekleşti.Sakın umudunu kaybetme çocuğum geç olsun güç olmasın.Sabır sebat iyidir deyip oğluna sevgiyle sarıldı.İnşallah Ümit bundan sonra daha da huzurlu atılımlar yapabilecekti.Ne diyelim böyle gençlere Allah yardım etsin.Yolun açık olsun Ümit,Ümit’le tutun hayata..

29 Ocak 2016 Cuma

SEVGİLİ ZEHRA HOCAM ve İLK DİKİŞ DENEYİMLERİM

Mine dikiş makinesinin başında hummalı bir çalışma sergiliyordu.Yetiştirilmesi gereken etek,bluz pantolon,ceket vb..ne çok şey vardı.Elleri ve ayakları aralıksız çalışıyor,her iğnenin kumaşa batışını ahenkle izliyor,tebessüm ederek bu yorgunluğa değecek diye ümit ediyordu.
Mine kız meslek lisesini bitireli 2 yıl olmuştu.Üniversite sınavlarına girmiş ancak istediği bölümü kazanamamıştı.Geçen süreçte boş durmamış,aldığı eğitim,öğretimle mahalledeki hanımlara,çocuklara dikişler dikip eve katkıda bulunmuştu.Hayat çalışmayı gerektiriyordu.Anne babasına ve diğer iki küçük kardeşinede katkıda bulunuyordu.Bundan tam 3 hafta önce mezun olduğu okuldaki atölye öğretmeni Zehra hanımla karşılaşmıştı.Ne çok da özlemişlerdi birbirlerini.Zehra hoca Mine’yi bir pastaneye davet etmiş kendine bir şey ikram etmişti.Sohbet ettiler eni konu..Ona mezun olduktan sonraki durumundan bahsetmişti.Zehra hoca Mine’nin çalışkan bir öğrencisiydi.Ve iyi bir yerlere gelmeliydi.O gün öylece ayrıldılar.
Zehra hoca iki gün sonra minelerin evine gitti.Senin için tanıdığım bir öğrencime web sitesi hazırlattım.Tek yapacağın diktiğin ürünlerin fotoğrafını çekmek.Daha sonra o kardeşinle de tanıştıracağım.Senin için çalışmaları Ahmet hazırlayacak demişti.Mine o gün ne çok mutlu olmuştu.Zehra o günün akşamı model kitaplarının da yardımıyla bir gömleği gece yarısına kadar bitirmişti.Heyecandan uyuyamıyordu.Ama gecenin üçü olmuştu.Sabah da hayır ola demişti.Ondan sonraki üç hafta içinde bir hayli kıyafet hazırlamıştı.Şuan ise nazar boncuğu adını verdiği bir nişan tuvaleti hazırlıyordu.Neredeyse 5 saatlik bir çalışma sonucu bu nişan tuvaleti de hazırdı.Çok beğendi İnşallah en çok ta bu rağbet görür diye düşündü.
Ertesi gün Ahmet’le tanıştırdı Zehra hoca Mine’yi..İyi bir insandı.Üstelik sanki işi anlıyor gibiydi.Ahmet dikişten anlamıyordu ancak reklamdan iyi anlıyordu.Her işin bir püf noktası vardı.Ahmet webtasarımcıydı.Ama her meslek gurubundan insanlarla karşılaşıyor olması onu her konuda söz sahibi yapmıştı.Aradan geçen günler içinde yedi pantolon,beş gömlek,en önemlisi nişan tuvaleti satılmıştı.Web sitesi üzerinden satışlar yapılmış,bankaya parası çoktan yatırılmıştı.Zehra ailesine sevinçle artık daha güzel bir yaşantımız olabilir diye tek tek sarıldı.Hepside çok mutluydu.Şimdi sıra Zehra hocasına teşekkürünü anlatan anlamlı bir hediye vermekti.Ne olabilirdi?En güzeli ona güzel bir döpiyes dikmekti.Çarşıdan güzel bir kumaş ve makara aldı.Aynı gün kesip biçti ve makinesinin başında yedi saatlik özenli bir çalışma sonrasında kıyafet hazırladı.
Pazar günü öğleden sonra Zehra hocasına paketlediği kıyafeti ve papatyalardan oluşan çiçeğiyle ziyarete gitti.Armağanlar Zehra hocayı hüngür hüngür ağlatmıştı.Hocasına web sitesi sayesinde artık daha çok tanındığını ve iyi kazandığını söyleyerek teşekkür etti.Minnettarlıkla ellerinden öpüp ayrılırken Zehra hoca 2 katlı bahçeli müstakil evinin ahşap penceresinin perde kenarından yaşlı ve mutlu gözlerle tebessüm ediyordu.

28 Ocak 2016 Perşembe

AİLE HERŞEYDİR

Yumuk yumuk elleriyle kurabiye hamurlarına şekil veriyordu Pınar..Alnı boncuk boncuk terliyor,bir yandan da annesinin doğum günü için babasıyla beraber mutfağa yerleştirdikleri bilgisayarda bir web sitesinin hamur işleri bölümüne baka baka bir şeyler yapmaya çalışıyorlardı.
Pınar’ın annesi hastanede hemşirelik yapıyordu.Bugün onun doğum günüydü.Sadece üç saatleri kalmıştı.Babası Pınar’ın terini silerken poğaçaları fırına vermişti bile..Bugün için tam iki haftadır hazırlanıyorlardı.Annesine belli etmeden malzemeleri alıp saklamak kolay olmamıştı.Odasındaki değişik karton kutulara,oyuncak sepetine,gardolabına dağınık biçimde yerleştirmişti.Annesine farkettirmeden özenle saklamıştı.Süpriz olan kısmı bugüne kadar annesinin doğum gününe kızkardeşi yani Pınar’ın teyzesi hazırlık yapardı.Ama tayini dolayısıyla başka bir şehre taşınınca görev Pınar’la babasına düşmüştü.Doğrusu keyiflerine diyecek yoktu.
Bababası internet sitesinde bir de meyveli kek tarifi bulmuştu.Pınar biraz korkuyordu.Ya beceremezlerse?Ama babası yapardı.Şimdiye kadar hiçbir konuda ailesini utandırmamıştı.Babası da üç gündür raporluydu.Biraz vücudunda kırgınlık vardı.Yani bugün de evde olmadı gerekiyordu.Pınar çiçek şekilleri verdiği kurabiyelerini bitirmişti.Onuda fırına koydular.Harika görünüyorlardı..Yaklaşık iki buçuk saat içerisinde bütün hazırlıklar tamamdı.Güzel bir sofra hazırladılar.Neler yoktu ki ?Doğum günü pastası üstelik kivili,muzlu ve çilekli..Meyveli kek,poğaçalar,kurabiyeler..Meşrubatlar ve hediyeleri..Pınar annesine güzel bir çanta,babası da ayakkabı almıştı.Bunları da bir web sitesinden uygun fiyatla satın almışlardı.
Dakikalar sonra kapı zili çaldığında Pınar kapıyı açar açmaz “iyi ki doğdun annem” şarkısıyla karşılarken ,babası da “iyi ki doğdun canım” diyerek yanağına öpücükler kondurdu..Hümeyra hanım şaşkınlıkla ve sevgiyle yanaklarından yaşlar akıtıp ikisinide kucaklayıp teşekkür etti.
Pınar onun ellerinden tutup oturma odasına götürdüğünde şaşkınlığı daha da arttı.Muhteşem bir masaydı.Nasıl hazırladınız böyle ?deyince “sır” dediler.Birbirlerine göz kırpan baba kız bütün sırrın internet sitesinde ki hamur işleri olduğunu söylememiş,sadece muzipçe gülümsemişlerdi.Armağanlarınada inanılmaz sevinen Hümeyra hanım o gün bir sene daha yaşlanmanın ne kadar olduğunu düşündü.Onu seven bir eşi ve dünya tatlısı bir kızı vardı.Yaşlanarak yaşamayı çok istediğini düşündü ve Allah’a şükretti..Nice senelere Hümeyra hanım..

27 Ocak 2016 Çarşamba

İYİLİKLE GELEN GÜZELLİKLER..

İzmir’in seçkin iş adamlarından biriydi. Mustafa.. Dürüstlüğüyle, çalışkanlığıyla,yardımseverliğiyle tanınırdı. Bu durum onu ziyadesiyle mutlu eder,ancak şımartmazdı.Her sabah bugünde karşıma ihtiyaç sahibi biri çıkarda yardımcı olurum İnşallah derdi..
Yoğun iş temposunun kendisini alabildiğine bunalttığı bir günün öğle sularında açıkmış olduğunu farketti.Öğle yemeğini hakettim diye düşünüp,arasıra gittiği küçük bir lokantada karnını doyurdu.Hesabı ödemek için gittiği kasanın önünden camekanın dışarında kalan yere ister istemez gözü takıldı.9-10 yaşlarında üzeri perişan bir çocuğun vitrindeki buzdolabına kocaman ve aç gözlerle baktığını farketti.Parayı ödemekten vazgeçip çocuğu içeri davet etti.Aç olduğunu öğrendiği çocuğu da doyurduktan sonra hesabı ödedi ve çocuğun eline küçümsenmeyecek bir rakamda para verip,ofisine döndü.
İşler onu bekliyordu.Saat dörde geldiğinde bir çok telefon görüşmesi,evraklar,imzalar derken yorulduğunu hissetti.Sekreterine bir yorgunluk kahvesi getirmesini söyleyip,sırtını koltuğuna dayadı.Ve gözünün önüne dört saat evvel karnını doyurduğu küçük çocuk geldi.Ne çok sıkıntı vardı.Aç,kimsesiz,savunmasız sayısızca insan…
Böyle düşünürken birden aklına oturduğu yere 10 km uzaklıktaki arazisi geldi.İnternet üzerinden bir emlak sitesinde satışa çıkarmıştı.Epeydir de müşteri bekliyordu.Tereddütte kaldı.Satmalıydı yoksa çoktan beri düşündüğü bir hayvan barınağına mı döndürmeliydi.Çünkü hayvanları da çok seviyor ve kimsesiz sokak hayvanları için de ayrıca üzülüyordu.
Kahvesini yudumlarken,herkes üzerine düşeni yaparsa birşeyler oluyor diye düşündü.Herneyse dedi,birkaç yerde kıymete değer arazi ve arsaları mevcuttu.Bu meselenin üzerinde duracaktı.Yani hem kimsesiz hayvanlar hem de çaresiz insanlar için birşeyler yapabilirdi.Günü birlik yardımlar geçici diye geçirdi aklından..Bunun için birkaç çalışan elemanını yanına çağırdı ve görev dağılımı yaptı.Biri emlak sitesindeki satışı iptal etti.Diğeride ertesi günkü  bürokratik diğer işlemler için  talimatlar aldı.Kendisine kalan sadece beklemek ve gerekli maddi imkanları sağlamak olacaktı.
O gece herşeyin yolunda gitmesi için Allah’a yalvardı.Ona sonsuz şükretti..O iyi biriydi ve iyilik yapmayı seviyordu.Bizim temennimizse böyle kişilerin çoğalması..Ülkemiz böyle insanlar sayesinde İnşallah iyiye gider..

26 Ocak 2016 Salı

SEVGİLİ ZEHRA HOCAM ve İLK DİKİŞ DENEYİMLERİM

Yumuk yumuk elleriyle kurabiye hamurlarına şekil veriyordu Pınar..Alnı boncuk boncuk terliyor,bir yandan da annesinin doğum günü için babasıyla beraber mutfağa yerleştirdikleri bilgisayarda bir web sitesinin hamur işleri bölümüne baka baka bir şeyler yapmaya çalışıyorlardı.
Pınar’ın annesi hastanede hemşirelik yapıyordu.Bugün onun doğum günüydü.Sadece üç saatleri kalmıştı.Babası Pınar’ın terini silerken poğaçaları fırına vermişti bile..Bugün için tam iki haftadır hazırlanıyorlardı.Annesine belli etmeden malzemeleri alıp saklamak kolay olmamıştı.Odasındaki değişik karton kutulara,oyuncak sepetine,gardolabına dağınık biçimde yerleştirmişti.Annesine farkettirmeden özenle saklamıştı.Süpriz olan kısmı bugüne kadar annesinin doğum gününe kızkardeşi yani Pınar’ın teyzesi hazırlık yapardı.Ama tayini dolayısıyla başka bir şehre taşınınca görev Pınar’la babasına düşmüştü.Doğrusu keyiflerine diyecek yoktu.
Bababası internet sitesinde bir de meyveli kek tarifi bulmuştu.Pınar biraz korkuyordu.Ya beceremezlerse?Ama babası yapardı.Şimdiye kadar hiçbir konuda ailesini utandırmamıştı.Babası da üç gündür raporluydu.Biraz vücudunda kırgınlık vardı.Yani bugün de evde olmadı gerekiyordu.Pınar çiçek şekilleri verdiği kurabiyelerini bitirmişti.Onuda fırına koydular.Harika görünüyorlardı..Yaklaşık iki buçuk saat içerisinde bütün hazırlıklar tamamdı.Güzel bir sofra hazırladılar.Neler yoktu ki ?Doğum günü pastası üstelik kivili,muzlu ve çilekli..Meyveli kek,poğaçalar,kurabiyeler..Meşrubatlar ve hediyeleri..Pınar annesine güzel bir çanta,babası da ayakkabı almıştı.Bunları da bir web sitesinden uygun fiyatla satın almışlardı.
Dakikalar sonra kapı zili çaldığında Pınar kapıyı açar açmaz “iyi ki doğdun annem” şarkısıyla karşılarken ,babası da “iyi ki doğdun canım” diyerek yanağına öpücükler kondurdu..Hümeyra hanım şaşkınlıkla ve sevgiyle yanaklarından yaşlar akıtıp ikisinide kucaklayıp teşekkür etti.
Pınar onun ellerinden tutup oturma odasına götürdüğünde şaşkınlığı daha da arttı.Muhteşem bir masaydı.Nasıl hazırladınız böyle ?deyince “sır” dediler.Birbirlerine göz kırpan baba kız bütün sırrın internet sitesinde ki hamur işleri olduğunu söylememiş,sadece muzipçe gülümsemişlerdi.Armağanlarınada inanılmaz sevinen Hümeyra hanım o gün bir sene daha yaşlanmanın ne kadar olduğunu düşündü.Onu seven bir eşi ve dünya tatlısı bir kızı vardı.Yaşlanarak yaşamayı çok istediğini düşündü ve Allah’a şükretti..Nice senelere Hümeyra hanım..

ZEYTİNDEN GELEN BEREKET..

Sabahın ilk ışıklarıyla beraber tarlasına doğru yol aldı Hamitlerin çiftçi Ahmet.Çamurlara bata çıka epey bir müşkil çekmişti.En nihayet 20 dakikalık bir zorlu bir yürüyüşler sonra zeytinliklere varabildi.
Epey bir sağanak ve fırtınalı günler geçirmişlerdi.Güneşin yükselmesiyle soluğu zeytin tarlalarında aldı.Hemen ağaçlarına tek tek göz attı.Dalı kırılanı ayrı zeytini üzerinde olanı ayrı değerlendirdi.Yinede Allah’tan 15 – 20 ağaçtan daha fazla zarar görmemişti.
Neredeyse bütün gününü tarlalarında geçirdi.Akşam eve yorgun argın döndü.Hanımı da boş durmamıştı.Bütün gün ev işleri,hayvanların bakımı vs..Çiftçiydiler..Sorumlulukları çoktu.
Eşi Mürüvvet hanım sofrayı çoktan kurmuştu.Sımsıcak tarhana çorbasını köy ekmeğiyle beraber büyük bir iştahla içtiler.Saat 9 dan sonra kahvelerini yudumlarken birbirlerine sevgiyle gülümsüyor,sohbet ediyorlardı.Bir ara Ahmet hanımına bütün bu yorgunlukların değeceğine hasat zamanı zeytinlerden alacağı parayla eski olan traktörlerini değiştireceğini,koyunlarının sayısını artıracağını söyleyince Mürüvvet hanım şaşkınlıkla soru soran gözlerle bakıp,yinede sustu..
Kocası gülümseyerek köyün internet sitesine kendi reklamınıda koydurduğunu zeytin satışı ve elindeki süt ineklerinin satılık olarak internet sitesinde yer aldığını söyleyince Mürüvvet hanım biraz da muzipçe gülümsedi.Demek ki Ahmet bey köy odasına son iki aydır daha sıklıkla bu çalışmalar için gidiyordu.İçinden kendisine sinirlendi.Bende kahveye gidip arkadaşlarıyla eğlendiğini düşünüyordum.Meğerse günahını almışım diye düşündü.
Köyde herkesin evinde bilgisayar yoktu.Ahmet beyler de de yoktu.Fakat zaruri bir ihtiyaç olduğuna artık iyice karar vermişti.Herşey yolunda giderse evlerine de bir bilgisayar alacaktı.Zeytin,süt yoğurt,peynir hatta hayvanlarının yünlerini ve fazla olan koyunlarımı satabilirim diye düşünüyordu.Haksızda değildi.Köydeki bir arkadaşı kendi web sitesinden ticaretini yapabiliyordu.
Gecenin ilerleyen saatlerinde birbirlerine sarılıp uykuya dalarken herşeyin güzel olacağını temenni edip , uyuyakaldılar.

18 Ocak 2016 Pazartesi

Yeniliklerle gelen sımsıcak duygular..

Ertesi gün Besmeleyle kapısını açtı Cafer usta..Sobasını tutuşturdu.Küçük tüpünün üzerine çaydanlığını koydu.Küçük erzak dolabından kahvaltılıklarını dizdi.Bardakları ve yanınada köşedeki fırından aldığı simitleri dizdi küçük masanın üzerine..Çırağıda eli kulağında gelirdi..Her sabah erkenden gelir çırağıyla dükkanda karşılıklı kahvaltı yapardı..Köpekleri azmana büyük bir keyifle ekmek ve süt doğradı.Çırağı Mehmet günaydın ustam diyerek koca kara gözleriyle içeriye girdi.Sözleri ne sıcaktı.Cafer usta çayları doldurmuştu bile..

Kahvaltıdan sonra Cafer usta bürosuna geçip bilgisayarını açtı ve günlük haberleri okuyup izledi..O süreçte çırakta kendine bazı işler bakıyordu.O esnada bir yolcu minibüsü dükkana geldi.Arızalanmıştı ve bu iş çırak Mehmet’in tek başına üstlendiği bir işti.Tamirhaneye çekti minibüsü iki saat içinde halletmeliydi.Minibüs şoförüne söz vermişti.

Cafer usta keyif çayını yudumlarken bu işi büyütmeliyim dedi..Bilgisayar üzerinden araştırma yaptı.Ve kendine hazır web sitesi almaya karar verdi.O gün içinde bu işi halletmeliydi.Çırak Mehmet söz verdiği gibi 2 saatten daha evvel bir zaman diliminde minibüsü tamir etmiş,teslim etmiş ve parasını almıştı bile..Cafer usta çırağıyla gurur duyuyordu.O artık büyüyor,ustalığa doğru adım adım ilerliyordu..

Öğle yemeğinde çırağı Mehmet’e de yeni projesinden bahsetti.Mehmet keyiflendi..Evet ustam bizim reklama ve yeniliklere  ihtiyacımız var iyi düşünmüşsün dedi.Akşama giden süreçte Cafer usta taslak da her düşündüğünü uyguladı..Hazır web sitesi satın aldı.Ve satın aldığı firmaya talimatlarını bıraktı.On beş gün içerisinde herşey istediği gibi olacaktı.Şimdi ise tek yapacağı dükkanının bakımı ve yeni getireceği aletlerdi.

Çırağı Mehmet’le oniki gün içinde gelen müşterilerinin de arabalarını tamir ettikleri halde,dükkanının bakımını ve tamirde gerekli olan eksik aletleri birazda borçlanarak hazırladılar.Çırağına sarılarak şimdi daha umutluyum dedi..Yarınlar daha güzel olmalı..Sende bir taraftan okulunu ihmal etme!Bu dükkanı belki sana bırakabilirim.
Çırak Mehmet’in söyledikleri ise Cafer ustasını müthiş duygulandırdı.Ben sizinle olduktan sonra yer neresi olursa olsun sizinle olmak istiyorum.Değmez miydi ?

17 Ocak 2016 Pazar

Cafer usta ve çırak Mehmet

Ustam yeni gelen Forda sen baksan ya .. ?Üzeri başı yağlı on beş yaşlarında genç çocuk ustasına böyle seslendi.Cafer usta sandalyesinden usulca kalktı.Ve tamirhane bölümüne doğru ielerledi.Motor kapağını açarken bir ara yanındaki çırağın endişe dolu gözlerine takıldı.Belli ki başarısızlık genç çocuğu korkutmuştu.Daha çocuk dedi içinden..Ekmek parası kazanmak kolaymıydı.Kırkbeş dakikalık bir bakımdan sonra müşterisinin bıraktığı ford marka arabasının tamiri hazır olmuştu.Yanında ki çırağına da tek tek anlatmıştı.Arızayı ve nasıl tamir edileceğini..Hazır site

Hergün mutlaka araba,kamyon,motosiklet tamir için gelirdi dükkanlarına..Allah bereket versin derdi Cafer usta hem kendi evimi hem de çırağın evini çekip çeviriyordu dükkanı.Oğlum bir çay söyle dedi çırağına..Yağlı ellerini lavaboda yıkarken birden geri döndü kendine de oralet söyle..!deyivermişti..Çırak tebessüm etti..!Cafer ustası bunu hep yapardı..Kendine çay söyletir yarım dakikada kendisine de sen de bir şey iç derdi..Severdi Cafer ustasını..Bürosuna geçti Cafer usta..Boş kalan zamanlarında bilgisayarının başına oturur mesleği ile ilgili araştırmalar yapar,bazen eş dostla yazışır,dünya ile irtibatını kesmezdi..O günde teknolojiyle ilgili internet sitelerinde araştırmalarını yaptı.Bu süreçte birkaç kez bilgisayarının başından kalktı tabii öğle yemeği arası ve onu takiben ufak,tefek tamir işleri gelmişti.Hayat şartları da kişinin isteklerine göre pahalılaşıyordu.Gerçi dükkan kendisinindi.Kra olsa ne kadar zorlanırdı.Şükretti ama daha iyi bir standartı herkes gibi o ve ailesi çırağıda hak etmiyor değildi.Böyle düşünüp şartları zorlamak gerekir dedi içinden..

Akşamın serinliği çökerken çırağına takımları toplayıp dükkanı süpürmesini söyledi.Hergün kendi de çırağına yardımcı olurdu.Çöpleri döker sobalarını ertesi sabah doldurur dükkanlarında beslediği köpeğin yemeğini,suyunu hazır ederdi..

O akşamda huzurla dükkanlarını kapatıp Allah bereket versin deyip vedalaştılar.Yarın ola hayır ola deyip karanlıkta evlerinin yolunu tuttular..

16 Ocak 2016 Cumartesi

Masal evi gibi kreş ..

Bursa’da bir sabah!Bütün bir kentin kiremitleri evlerinin üstüne ,çimenlere çiğ düşmüş.Saat 8.15 suları..Gizem ve ailesi kahvaltı yaparken bir taraftan akşamüzeri beş gibi İstanbul’dan gelecek Merve’yi konuşup,son rötuşları konuşuyorlar.Aradan geçen üç ay içerisinde neler yapmamışlardı ki..Son görüşmelerinden sonra Gizem ve ailesi Bursa’da ki bütün emlak sitelerini tek tek araştırmış ve en sonunda kendilerine çok uygun olan çok odalı eski bir evi kiralamışlardı.

Epey pek bir tadilattan geçen bu ev sonunda görkemli bir yapıya dönüştü.Boya ,badana,pencere,taban,tavan vb.. elden geçmedik hiçbir şey kalmamıştı.Merve’nin babası yani amcası,babası ve annesi ve kendisi Merve İstanbul’dayken her şeyi inanılmaz bir süratle hazırlamışlardı.İşin resmi dairelerinden halledilecek meseleleri dahi çözümlenmişti.Kreşe dönüştürülen bu ev tam da çocukların beğeneceği şekilde döşendi.Neler yoktu ki ..Nasreddin hoca figürleri,şirinler,Hacivat karagöz,tavşan,kedi,balık,köpek,kuş resimleri şirin mi şirin örtüler,sandalyeler,uyku ve yemek odaları..Birbirinden sevimli oyuncaklar,tabaklar,bardaklar ve harika çiçeklendirilmiş,çimlendirilmiş bahçe,bakımdan geçen budanan meyve veren ağaçlar,masal evi gibi olmuştu..

Bu süreçte Merve İstanbul’dan gelmişti görevi dolayısıyla ancak her gün rutin olarak Bursa’da ki Gizem ve aile fertleriyle büyük bir heyecanla konuşmuştu.Gizem kahvaltıda annesine sevgiyle yaklaştı.Anneciğim sana kendi adıma da Merve adına da sonsuz teşekkür ederim.Merve’ye daha çok yenge değil de anne olduğun için dedi..Evet Merve annesini bir hastalık sonucu kaybetmişti.Aradan geçen yıllarda eksikliğini çok hissettiği zamanlarda Gizem’in annesi hep yanında olmuştu.Annesi keşke rahmetli de bu günleri görebilseydi dedi gözleri buğulanarak..web sitesi

Evet büyük bir ihtimalle pazartesi günü kreşleri açılacaktı..Neredeyse on gün gibi bir sürede herşeyin yolunda gitmesi için Gizem sürekli dua ediyordu..Zaman çabuk geçti.Gizem ve babası saat beşe çeyrek kala otogara gittiler özel araçlarıyla..Ve saat beşi on geçe Merve otobüsten inmişti.Büyük özlemle ve mutlulukla birbirlerine sarıldılar.Sonra muavine lütfen arkadaki koltukta olan minik arkadaşımı teslim edermisiniz ? deyince Gizem merakla döndürdüğünde kafesi ve İstanbul’da ki yalnızlığının arkadaşı “Caniko”yu yeni muhabbet kuşunu görünce çığlık çığlığa bağırdı..Onu da mı getirdin ? Evet o artık senin..Çünkü sen gittikten sonra evdeki tek söylediği kelime Gizem’di..

Sonra kafese dönüp kuşuna bak seni gizeme getirdim.Artık hep burada kalacağız.Ve kuş peş peşe kuşça “Gizem,Gizem,Gizem” dedikçe o mutluluk sanki Bursa’nın göğünü kaplamıştı.

15 Ocak 2016 Cuma

Merve ve Gizem’in kreş açma heyecanı ..

Aradan bir yirmibeş gün daha geçmişti.Bu süreçte kaç kere kararlar alındı,kaç kere bozuldu.Bir türlü ailenin tamamı aynı fikirde birleşmiyordu.Merve sonunda herşeyden şimdilik vazgeçiyorum demesiyle son nokta konulmuştu.Gizem böyle olmasına içten içe sevinmişti.Çünkü daha öğretmenlik de bile çok yeniydi.web sitesi

Bir kaç sene daha diyordu amcası gibi.Ama belli olmazdı hayat ne gösterirdi.Her zaman mucizeler olmasada olduğu günler de vardı.Belki başka bir fikir daha güzelini olunabilirdi.
Mutfakta misafirleri için yaptığı kurabiyeleri şekillendirirken aklına müthiş bir fikir geldi.Kreşi Bursa’da açabilirlerdi.Bursa’da kiralık büyük bir mekan tutabilirler ve ailelerine  de yakın olabilirlerdi.Üstelik çok tanıdıkları vardı.Bu düşüncesini annesiyle paylaştı.Anne buna oldukça sevindi.Babasıyla konuşup sanki ikna edebilirlerdi.Hemen hazır emlak sitelerinden araştırmalar yapıp akşam için hazırlıklar yaptı Merve..

Büyük bir heyecanla akşam yemeği yenirken bu konuyu açtı.Babası elbette daha mantıklı.Bunu biradere kabul ettirmek daha kolay..Fakat nerden baksan 2,3 ayımızı alır.Kiralık yer,bürokratik işlemler ve fikirse muhteşem dedi.

Sonra Merve’ye döndü.Merve daha evvel niye düşünemedim elbette doğduğum yerde hizmet vermek daha da güzel,Gizem seni seviyorum la bitirdi cümlelerini..

14 Ocak 2016 Perşembe

Yeni iş yeri açma heyecanı ..

Bursa’ya geleli on gün olmuştu.Hareketli geçen günler arasından her akşam kuzeni Merve’ye internetten olayları yazıyordu..Birkere Merve’nin anne ve babası kreş konusunda sevindilersede işin mali kısmında akıllarına yatmıyordu.Bu genç yaşta büyük idealler babasını gururlandırmıştı.Gizem mali kısmında amcasının zeytinliklerden satıp destek vermesini isteyince amca önce bir öğretmenliğin tadına varsın,biraz zaman geçsin bakarız bir çözümüne deyip kestirip atıvermişti.Belli ki genç olmaları tecrübesiz olmaları Merve’nin babasını ikna edememişti.Gizem amcayı aslında haklı bulmuştu.Fakat Merve’yi nasıl ikna edebilirdi.Sonra neden kiralık bir mekan düşünmediklerini düşündü.Kreş ortamı için büyük bir yer gerekiyordu doğru ama deneyebilirlerdi.Sonra bilgisayardan profesyonel emlak sitelerine girdi.Bu defa hedef büyük bir yer ve kiralık olan bir ev veya iş yeri olmalıydı.Geçen dakikalar boyunca neredeyse bir buçuk saattir bilgisayarının başındaydı.Bir kaç hoşuna giden büyük kiralık ev vardı.

Bunu akşam Merve’ye internetten yazmalıydı.Biraz nefes almalıydı.Şöyle Bursa’nın sokaklarında yürümeliydi.Zaten birkaç yere uğrayacaktı.Elişi torbasında yarım kalan kazağına yün takviyesi ayakkabı ve birkaç gazete..Bütün bunlar için dışarıya çıktı.Mis gibi oksijeni ciğerlerine doldurdu.Web sitesi

Bursa büyük bir kentti.Ama Gizeme herkesi tanıdığını küçük bir köyü anımsatıyordu.Babasının esnaf olmasından dolayı çevreleri de oldukça kalabalıktı.Babama da uğrasam iyi olur diye düşündü.Babası ve amcası iki kardeş büyük bir zeytin ve zeytin ürünleri satan dükkanı çalıştırıyorlardı.Baba ona sıcak bir salep ikram etti.Merve’nin kreş meselesine babası daha ılımlı bakıyordu.Ne de olsa o ağabeydi ve kardeşini yeğenin kuracağı iş için ikna edebilirdi.Gizem amcasını haklı bulduğunu ama Merve’ye de hak verdiğini söyledi.Çok büyük bir maddi kayıp olmamalıydı.Başlangıçta kiralık bir yer daha iyi olur dedi.Babası gençlerin hayata erken atılmalarını onaylıyordu.Ona göre 20-35 yaş arası en verimli çağdı.Keşke biraderi de böyle  düşünseydi ona göre..

Gizem babasının dükkanından ayrıldıktan sonra ayakkabı hariç yün ve gazeteleriyle eve döndü.Akşam olmuştu bile..Yemek sonrası internetten yazıştığı Merve’nin Gizem’in yazdıklarına karşın yazdığı şuydu “Niye olmasın,hatta ilk düşündüğüm hamleden daha da risksiz.Ben dedi arazi alıp devlet destekli,kredi falan diyordum.Ama bu şahsıma ait gibi olacak.Araştıralım,bu arada öğrencilerinin büyük sevgisini kazandığını bazı çocukların kendisine anne bile dediklerini  de ilave ederek yazısını bitirdi.

Gizem o gece Merve’nin daha küçüksün evcilik oyunlarında bile hep anne rolü üstlendiğini anımsayıp,gülümsedi.Yorganını üzerine çekerken oyunlarımızda bile olsa Merve hep annemizdi diye düşünürken derin bir uykuya daldı.

13 Ocak 2016 Çarşamba

Bursa’ya özlem ..

Çay,kahve,meşrubat..Ne alırsınız ? Bu seslerle birden irkildi..Kahve dedi düşünmeden.Yanında bisküvi ikram edildi.Tabi uykusu açılmalıydı..Malum neredeyse üç saat üzeri yolculuk yapıyordu.
İstanbul’dan Bursa’ya gitmekte olan otobüsteydi.Bütün gece ayrılacakları için kuzeniyle sohbet etmişlerdi.Ne güzeldi,ama iki hafta göz açıp kapayıncaya kadar bitivermişti.Daha üç saat onbeş dakika evvel otobüs garında kuzeni Merve ile çay içiyorlardı.Onu özleyecekti.En çokta tatlı muhabbet kuşu “caniko”yu ..İki hafta boyunca evde ona arkadaşlık yapmıştı.Kuzeni altı ay evvel mezun olmuştu.Anaokulu öğretmenliği yapıyordu.Bundan iki hafta evvel de Gizem’i yanına çağırdı.O da kabul etti.Şuan çalıştığı bir işi de yoktu.Zaten Merve kendisinin projelerinin olduğunu onu da ilgilendirebileceğini söylemişti.

İstanbul’u gezdirmek dışında gezerken de her fırsatta ona bir krel açmak istediğini ve gerekli malzemeler içinde öncelikle manevi desteğe ihtiyacı olduğunu söylemişti.Gizem bu mevzuya oldukça sıcak bakmıştı.Neden olmasın ? Akşam yemeklerinden sonra neredeyse iki hafta boyunca her gün profesyonel emlak sitelerine girip arazi araştırdılar.Çünkü Milli eğitim bakanlığı ve diğer birimlerin bu konu da destekleri de vardı.Uygun arazilerede şimdilik sadece karşılarına çarpı işareti koyup bir not defterine kayıt ettiler.Çünkü bu kolay bir konu değildi.Gizem kahvesini yudumlarken yol boyunca otobüsün camından dışarıyı seyrediyor,bir taraftan da yarı heyecan,yarı hüzün bazı düşüncelerden kendini alamıyordu.

Bursa çok sevdiği bir şehirdi.Bu kreş işi olursa Bursa’dan ayrılmak zorunda kalabilirdi.Yinede çocukları kendisinin de çok sevdiğini düşününce içi biraz ferahladı.Bazen bir şeyleri düşününce içi biraz ferahladı.Bazen birşeyleri başarmak için,fedakarlıklar yapmak gerekiyordu.Zaten daha Bursa2ya bile gelmemişti..


Yol boyunca kah uyudu,kah dışarıyı seyretti.Aradan geçen zaman içinde tam şekerleme türünden uykuya dalarken “tüm yolcularımız Bursa’ya hoşgeldiniz.Yolculuğumuz sona ermiştir” cümleleriyle uyanıverdi.Bursadaydı,tamda denildiği gibiydi.Yeşil Bursa’ya hoşgelmişti.İçini sevinç kapladı…Hazır site

12 Ocak 2016 Salı

Müthiş bir gün ..

Ertesi gün her zaman ki gibi 7.30da uyandı.Kendini çok iyi hissediyordu.Evet acele etmeliydi.Bugün öğrencileri gelecekti.Lavaboya ilerledi.Yoo önce çaydanlığını ocağa koymalıydı.Sonra musluğu açtı.Buz gibi suyu yüzüne çarptıkça hayatın ne güzel olduğunu düşündü.Bembeyaz havlusunu yüzünden gezdirirken bugün güzel bir Perşembe gübü..Öyle devam etsin diye dua etti.

Öğleden sonra saat 14.00!Kapı zili çaldığında Süheyla hanım son rötuşlarını yapıyordu.Her şeyi hazırlamıştı.Çalışacakları masayı,çayı,kurabiyeleri..Kapıyı açtığında yaşları 9-11 arası üç çocuk pırıl pırıl yüzleriyle merhaba deyip içeriye girdiler.Bütün bir öğleden sonrası derslerle geçmişti.Çocukları uğurladıktan sonra eski öğrencisine de internetten bir merhaba dedi.Epey bir yazıştıktan sonra daha da mutlu olmuştu.Çünkü inşaat mühendisi olan öğrencisi Süheyla hocanın Ankara’ya yerleşme fikrine ilave olarak eğer arzu ederse bir arkadaşının emlak işiyle uğraştığını söylemiş ve emlak sitesindeki adresine yönlendirmişti.

Bugün emlak sitesindeki,emlakçı beyden henüz bir yanıt gelmeyecek gibi görünüyordu.Zaten o fikir de düne nazaran çok sıcak gelmiyordu.

Ve geceye doğru her zaman ki gibi yatağına uzandı.Uyumalıydı..Gece lambasını kapattı.Huzurluydu..

11 Ocak 2016 Pazartesi

Özlem ve Ayrılık..

Saat 7.30 da uyanmak genellikle Süheyla hanımın programı dahilinde ise de bugün saat 7.50 de ancak uyanabilmişti.Ellerini ve yüzünü yıkarken aynada kendine bakıp biraz daha uyku sanki bana daha iyi gelmiş diye düşündü.Çay demlenirken kendine karışık bir tost hazırladı.Gökyüzünde bulutların arasından gülümseyen güneşi görünce içi ısındı.Galiba düne göre hava biraz daha güzel olacak diye düşündü.Tost bitmişti ama çaya devam deyip bilgisayarını mutfağa aldı.Emlak sitelerine yeniden göz atmaya başladı.Ankara’ya gitmeliydi.Çocuklarına yakın olmalıydı.Gerçi şimdilik sadece kendi fikriydi.

Bir emlak sitesinde  gördüğü küçük daire ilgisini çekti.Öğleden sonra arar konuşurum dedi.Önce evde yapılacak işleri vardı.Mesela gardolabı çok karışmıştı.Bütün gününü alabilirdi.Eh mutfaktada oyalanacak birşeyler vardı tabii..Nerden baksa üç beş saat hergün ev işi sürüyordu..Öğle yemeği yedikten sonra dayanamadı emlak sitesinden bulduğu daire için aradı.Ne büyük şansızlıkdı meğer ki daire satılmıştı.Çok üzüldü..Neyse herşeyin hayırlısı olsun dedi.Elbet bir denk gelir,kısmette varsa olur,yoksa yapacak bir şey yok diye düşündü.Dışarısı düne nazaran sıcaktı.Az önce sokaktan eve gelmişti.Ekmek almayı hergün adet haline getirmişti.Sıcacık ekmekler,odanın içini kokusuyla sarıverdi.

Çabuk yorulduğunu düşündü.Bazen nefes darlığı da çekiyordu.Özlem doğru ama bir deniz sahil kasabasından iklim olarak Ankara’ya gitmek zor mu olacaktı ne ? Bunca tanıdığı insanları özlemezmiydi ?Nasıl olsa yazın en az üç ay yanında olmuyorlar mıydı ?Hiç açmadığı Ankara fikrini beyninde bitirmişti.İyiki de kızına ve torununa bu fikrini açıklamamıştı.Ne kadarda üzülürlerdi.

Neyse dedi yalnız değilsin.Öğrencilerin var,üstelik yarın ders günüydü.Onları yalnız bırakamazdı.

10 Ocak 2016 Pazar

315 Nevzat Burada mı ?

Süheyla hanım duygulu bir kadındı.Herşey korunmalı,sevilmeli,yaşatılmalıydı.Tam aranan idealist bir öğretmendi sizin anlayacağınız..

Çayının son yudumlarını alırken birazda yürüyüş yapmalıyım hem de alışveriş yaparım diye düşündü.Kalın paltosunu giyip dışarıya çıktı.Aman Allah’ım bu ne soğuktu.Mahalle manavından birkaç sebze ve fırından aldığı sıcacık ekmeklerle eve döndü.Ne yapayım yemek diye düşündü.Sıcak bir tarhana ve zeytinyağlı pırasa güzel olur dedi.Herşey 2 saat içinde hazır olmuştu.Bilgisayarına göz gezdirirken arkadaşlık isteğine yanıt gelmişti.Hemen eski öğrencisi Nevzat’a birşeyler yazdı.En önemlisi 315 Nevzat burada mı? Sorusu kendisini bile ağlatmıştı.Dile kolay on sekiz yıl sonra talebesinin sınıf numarası dahi aklındaydı.

Öğrencisi Nevzat sevinçten bürosundaki koltuğuna sığamıyordu.Hocası ona “ 315 Nevzat “ demişti.Bu nasıl bir duygu,annenin evladını bulması gibi bir şeydi..”Hocam yıllar sonra sizinlebu şekilde irtibat kurmabilmek bana Allah’ın bir lütfu” dedi.On beş dakikalık bir görüşmeden sonra tekrar yazacağını söyleyip saygıyla huzurundan ayrıldı.Süheyla hanım yavaş yavaş akşam olduğunu  farketti.İnternette torunuyla bir onbeş dakika yazıştıktan sonra birden kızına ve torununa duyduğu özlemden olsa gerek Ankara’da ki emlak sitelerine göz gezdirmeye başladı.Bu evi satar satar,yerine Ankara’dan alırım diye düşündü.Emlak sitelerinde güzel evler vardı.Fakat düşündüğü rakamın bayağı üzerindeydi.

Vaktin en olduğunu anlamadan duvar saatine baktı ne çabuk yedi olmuştu.Akşam yemeği yemeliydi.Sonra biraz televizyon izler ve uyurum diye düşündü.Dediği gibi yaptı.Gece 10.50 de yatağına uzandı ve derin bir uykuya daldı.

9 Ocak 2016 Cumartesi

Geçip giden yıllar ..

Çokta uzun bir zaman geçmemişti.Daha dün gibi düşündü..Pencerenin camından caddenin karşısında ki çocuk parkını izliyordu.Dışarısı buz gibi soğuktu.Camlar buğulandığı için elinde bir kağıt mendille sık sık siliyor,bir yandan rüzgarın etkisiyle sallanan salıncağından gözlerini alamıyordu.Oysa sadece dört ay evvel bu çocuk parkına beraber gelirlerdi.

Süheyla hanımın gözlerinden yağmur gibi yaşlar boşalmaya başladı.Ne çok da özlemişti torununu şimdiden..Süheyla hanımın Ankara’da kızı yaşıyordu.Öğretmen olan kızının çocuğu bir müddet yanında kalmış,ancak eğitimi nedeniyle annesinin yanına gitmişti.Pencereden uzaklaştı.Kanepenin üzerinde açık olan bilgisayarının başına oturdu.Torununun facebook açıktı.Fakat şuan okuldaydı.Öğleden sonra yazışırız diye sevinçle gözlerindeki yaşları sildi.Kendiside öğretmenlikten emekliydi..Emeklilik ona biraz da yaşlandığını kabul ettirmişti.Yine de sosyal hayatını devam ettiriyordu.Özel ders verdiği birkaç talebesi vardı.Hazır site

Yine gözleri çok uzaklara daldı.Nerden nereye dedi.Görevi nedeniyle gittiği köyleri,kasabaları ve illeri düşündü.Binlerce insan tanımıştı.Zor günleri de olmuştu.O zaman eşi yaşıyordu.Beş yıldır eşinin vefatıyla yalnızdı.Bir öğretmen idealist olursa başaramayacağı şey yoktur diye düşündü.Kendi hizmetleri geldi aklına.O yıllar çetin yıllardı.Bazı köylerdeki maddi imkansızlıklar onu yıldırmamıştı.Gittiği köylerde bazen hekim,bazen ebe,bazen muhtar gibi davranmak durumunda kalmıştı.İçi rahatmıydı.Evet ama şimdi yeniden başlasam daha iyisini yapardım diye düşündü.
Bilgisayarın tuşlarına gayri ihtiyari eski bir öğrencisinin adını yazdı.Bir internet sitesinde adı yazılıydı,ve araştırdı.İnşaat mühendisi olmuştı.Kendisiyle irtibata geçmeliydi.Bakalım hatırlayacak mıydı ?Onay gelmemişti.Beklerim dedi kendi kendine..Bu arada mutfağa yürüdü kendine sıcak bir bitki çayı hazırlamalıydı..


Ada çayını içerken birden pencere kenarında ki menekşelerinden birinin yapraklarının çok sönük olduğunu farketti..Soğuk çiçekleri etkiliyordu.Bardağı bırakıp koltuğunun kenarındaki sehpanın üzerine yerleştirdi.Bırası korunaklıydı,içi sımsıcacık oldu..